AĞUSTOS 2026 KUTUSU “ÖTEKİ”

Sürgün
Pádraic Ó Conaire
İş bulma umuduyla Galway’den İngiltere’ye gelen Micil O’Maoláin’in hayatı, geçirdiği korkunç bir kazayla altüst olur. Hastaneden çıktığında bir kolunu ve bir bacağını kaybetmiş, yüzü tanınmaz hale gelmiştir. Yabancı bir ülkede hayatta kalmaya çalışan Micil, geçimini sağlamak için panayırlarda sergilenen bir gösteri nesnesine dönüşür; İngiltere ile İrlanda arasında savrulurken ait olduğu yeri bulmaya çalışır.
Pádraic Ó Conaire’in sürgün, yoksulluk ve dışlanma temalarını çarpıcı bir dille işlediği Sürgün, İrlanda edebiyatının modernist damarını erken bir tarihte haber veren sarsıcı bir anlatı. Toplumun kıyısına itilmiş bir insanın gözünden anlatılan bu kısa roman, yalnızca fiziksel bir yıkımın değil, aidiyet duygusunun ve insan onurunun da hikâyesini kuruyor.

Manchester Oldum Ben
Jennifer Nansubuga Makumbi
Britanyalının insan sevgisi kişiyi gafil avlar. Sizinle geldiğiniz yer hakkında sohbet eden bir yabancı: “Dur sana bir çay ısmarlayayım… Burada ne yapıyorsun? Bizim, sizin ülkenizde olmamız hakkında gerçek hissiyatınız ne?” der ve siz de “Biz çok şanslıyız efendim, bize medeniyeti ve selameti getirdiniz,” dersiniz ama o size öyle bir bakış atar ki, kendinizi, şükran duygularınızın ayaklar altına alınışını izlerken bulursunuz.
Geçmişten günümüze milyonlarca insan göç ediyor. Dilini, kültürünü, iklimini ve en önemlisi insanını bilmediği, kendini yeniden doğurmak durumunda kaldığı bir yere… Manchester Oldum Ben, göçmen yaşamını, istatistiksel verilerden ve genelgeçer bilgilerden çok uzakta, sadelikle ve tıpkı gündelik yaşamımızdaki gibi tüm olağanlığıyla aktarıyor. Ancak bu olağanlık sizi yanıltmasın, kitapta yer alan tüm öyküler başlı başına bir meydan okuma!
2021 yılında, İlk Kadın kitabıyla Jhalak Ödülü’ne değer görülen Jennifer Nansubuga Makumbi, çoksesli üslubunu bu kitabında da sürdürüyor. Makumbi, okuyucuyu tesiri altına alan eşsiz anlatımıyla Manchester’da yaşayan Ugandalı göçmenlerin yaşamlarına ışık tutuyor. Kalemini, empatiye, mizaha ve şefkate oynatan Makumbi, çarpıcı öyküleriyle okurlarına kurmacanın sarhoş edici etkisini armağan ediyor.
Manchester ve Kampala arasında örülen bu göz kamaştırıcı öykü koleksiyonu, gerçekten ait olmanın ne anlama geldiğini merak eden herkesi büyüleyecek!
“Katassi, sana ne oldu? Neden böylesin?”
“Manchester bebeğim, Manchester oldum ben.”

Sahipsiz Yüzler
Mehmet Erte
Suçluluk hissinin aşktan daha güçlü bağlar yarattığı ilişkiler, bugüne geleceğin gözünden bakarak hayatları üzerinde oynarken kurgunun ağlarına takılan, ancak bir maskenin ardında konuştuğunda kendi gerçeklerini ifade edebilen, ileriye bir adım atan insanlar ve geriye kalan sahipsiz yüzler…
“Sahipsiz Yüzler” insanın kendini gerçekleştirme çabasına, özgünlük sorununa, hakikat arayışına, yanılsamalara, arzularla yanlış eşleşen düşünce ve duygulara, gençliğe özgü romantizme, aşka, yasak aşka, köle-efendi ilişkisine, sapkın eğilimlere, kötülüğe, dostluğa, aldatmaya ve bağışlamaya dair bir roman. Anlatıcının yorumları ve olayların rengi karakterlerin bakış açısına göre değişiyor, bir karakterin hayatındaki düğüm diğerinde çözülüyor ama varoluşa dair muamma adım adım zorlaşıyor.
Mehmet Erte neredeyse tüm karakterlerin başrolde olduğu bu çok hikâyeli romanında önceki kitaplarındaki temel meseleleri en uç noktaya taşıyor; karanlığı aydınlatmaya çalışmıyor, mizahi üslubuyla bize nasıl bir karanlık içinde bulunduğumuzu gösteriyor.
“Onu sürekli aldatan bir kadından hayalleri için vazgeçmek yerine, onu sürekli aldatan bir kadın için hayallerinden vazgeçtiğinde manevi varlığını son zerresine kadar kaybetmiş, tamamen adanmış ve dolayısıyla adeta kutsanarak yeniden doğmuş oluyordu.”